TANER
  3 yıldızın öyküsü
 

Sivas bin yıllık bir geçmişe sahiptir. Büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Yiğidin harman olduğu yer diye bilinmektedir. Lakapları bu yüzden Yiğidolar'dır. Yiğidoların hikayelerinin ilk adımı da 1932'dir



Üç Yıldız'ın hikayesi - 1

Sivas... Tarihinin bütün duraklarında acı ve sevinci iç içe yaşamış bu koca kent makus talihini yenmek için yürüyor Süper Lig'e. Kentin tarihi ve talihi sayılıyor Sivasspor, sihirli değneği, umutlarının yeşerdiği yer, geleceği... Hatta o coğrafyada yaşayan insanların varoluş umudu dersek abartmış olmayız Sivasspor'u. Sivasspor'un o uzun ince yoldaki hikayesi aynı zamanda Sivas'ın bugününün de hikayesidir...
Sivas değişik kategorilerde liglerde boy gösteren Kırmızı - Beyazlı ekibini 38 yıl önce kuruluşlarındaki heyecanla Süper Lig'e yolluyor. Kent nazlı gelinler gibi salınan pankartlarla donatılmış. Herbirinin üzerinde Sivasspor'u, Süper Lig'e göndermenin sevincini, kıvancını belirten cümleler var. Her sokak. Her büyük bina, Kırmızı - Beyaz bir anıt gibi görünüyor Sivas'ta. Sivasspor Sivas için bir yeniden dirilişin adı, anlamı... Kırmızı - Beyaz bir rüya, o coğrafyada yaşayanlar için yüksek rakım bir beklenti Sivasspor.

Dar-ûl-âlâ
Selçuklu'nun "Dar-ûl-âlâ"sı yani Yücelik Beldesi'dir Sivas. Büyük bir tarihi birikim üzerine oturmaktadır; doğru. Bin yıla yakın bir geçmişe sahiptir, büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır, yiğidin harman olduğu yer diye bilinmektedir, lakapları bu yüzden Yiğidolardır, şairi, yazarı, ressamı, müzisyeni ve bilcümle sanat dallarında yetiştirdiği insanlarla ünlüdür: Doğru. Hepsi doğrudur doğruluğun bütün anlamlarıyla; acıları ve kederiyle yaşamayı bildiği kadar. En son doğrusu da bu acılarıdır Sivas'ın. "Ne olur bizi böyle bellemeyin!" dediğini duyar gibiyim Sivaslılar'ın. Tamam, kimseyi öyle bellediğimiz! yok elbette ki, tarihin imbiğinden süzülen gözyaşı olarak dursun bir kenarda acılarımız.
Tarihin ve talihin Sivasspor için ilk adımlarını attığı 14 Nisan 1932'ye; "Sivas'ın Bağdat Caddesi'nde gençliğin bedeni inkişafına hadim..." olmak üzere kurulan Sivasspor'un resmi kuruluş tarihi olarak bilinen 1967'den çok önceki yıllarına dönelim. Kamil Matbası'nda basılan Esas Nizanname'de kuruluş amacı şöyle bildiriliyor Sivasspor'un; ".. memlekette gençleri spora teşvik etmek ve onları muntazam sporlarla idmancılığın fenni esasları dahilinde çalıştırmak, netice itibariyle vatana gürbüz, iyi görür ve düşünür gençler yetiştirmektir." - Bu iyi görür ve düşünür sözünü imleyelim ve tarihi yolculuğumuza devam edelim.-



Alameti Farika
Ayrıntılı olarak bir kulübün oluşturulması - yaşatılması için gerekli yasalar sıralanmış bu nizannamede ve kılık kıyafetin belirlendiği, "Alameti Farika" başlığı altında verilen 14 maddede şöyle denilmiş; "Spor kıyafeti, yukarısı kulüp rengindeki (kırmızı - beyaz) forma veya fanila ve aşağısı beyaz ve kısa pantolondur." Umumu Katip Fazıl Şevki'nin kaleminden dökülenler arasında "Azalar" için ayrı bir not var; "Her aza sahaya çıkarken son derece temiz kıyafetle sahada bulunmak ve diğer gençlere bu hususta bir intizam ve temizlik nûmûnesi olarak bulunmak mecbüriyetindedir..." Bu mecburiyet karşısında toplanır Sivaslı gençler. Kayıtlara göre "38'i faal 84'ü hâli olmak üzere toplam 122 üyeli, o dönemde bütün faaliyetleri Halkevi ile birlikte yürüten bir oluşumdur Sivasspor. İlk kurucular Başkan Fahri, Üyeler Reşat, Baki, Şevki, Bekir beyleri saygıyla anıyoruz.
Çok idmana çıkılıyor, çok maç yapılıyor, ama "2. Dünya Savaşı dolayısıyla ülkenin ahvali ortadayken top peşinde koşmayalım" diyen gençler çalışmalarını askıya alıyorlar. Savaş geçiyor ve Türkiye yaralarını sarmaya başlıyor. Cumhuriyet döneminin atılım bölgelerinin arasında Sivas var elbette ki. 1939'da açılan CER Atölyesi, 1943'te devreye giren Sümerbank Çimento Fabrikası o yılların sosyoekonomik koşulları içinde hatırı sayılır yatırımlar olarak görülüyor. Bu iki kuruluşun, spor kulüplerinin kurulması ve yaygınlaşmasında önemli yerleri var. Yine 1940'ta Mavi - Lacivert renkleriyle demiryolcuların takımı Demirspor, Lacivert - Gri renkleriyle Sümerspor, kuruluyor. Onları Avcılık ve Atıcılık, 4 Eylül Belediye Gençlik, Divriği Gençlik, Dikim - İş Güreş İhtisas izliyor. Ayrı bir önemi var.
Yıl 1950'ye geldiğinde... Tamam takımlar var, ama kentin adıyla anılan bir takımın mutlak ve mutlak kurulması gerekmektedir. 1960'larda yurt sathında bir kalkınma hamlesi başlatılmış, yatırım ve hizmetlerin bölgesel dağılımında elverdiğince eşitliğin gözetildiği planlı kalkınmanın 2. yılı doldurulmuştur. İstanbul piyasasından, Anadolu'ya doğru bir yatırım kayması görülmektedir. Anadolu sermaye çevresi İstanbul'a yığılan yatırım çokluğunun tersine çevrilmesi için özel bir çaba içindedir. İşte bütün bu dönem takımlarının yaşı o nedenle Sivasspor gibi 1965'lere dayanmaktadır. Yani o dönem takımları bir varolma ve kendini ispat etme mücadelesinin ürünüdürler.

3 Yıldız
Hal böyle iken Yolspor, Kızılırmak ve Sivas Gençlik kulüpleri 1965 yılı Temmuz sıcağında bir araya gelip Vali Vefik Kitapçıgil, Belediye Başkanı Ahmet Durakoğlu rengi Kırmızı - Beyaz, arması üç kulübü temsilen üç yıldız olarak belirlenen Sivasspor'u kuruyorlar. Kuruyorlar ama, yine o dönemin kalkınma hamlelerine başat yürütülen 2. Lig kurma - oluşturma çalışmalarında Sivasspor'un esamesi okunmuyor. Bin dereden su getiriliyor, kırk deveye hendek atlatılıyor, ama dönemin Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak'ın özel gayretleriyle! - tesis yetersizliği, koşulların elverişsizliği v.b. nedenlerle- Sivasspor'a lig kapıları açılmıyor.
Zaman geliyor senatör Rıfat Öçten ağır konuşuyor; "Ya Sivasspor'u lige alın ya da Sivas'tan oy almayı unutun!". Sivas'ta 12 mahalli kulüp, karşılaşmaları boykot ediyor, Sivas halkı pulsuz bir dilekçeyle başvuruyor Başbakanlık makamına. Dilekçe kabul olunuyor ve 1 Temmuz 1967 Sivas için en az 4 Eylül kongre tarihi kadar önemli bir tarihi kayıt olarak geçiyor belgelere. Aslında bir gerekçe bulunuyor; 1965-66 sezonunda haksız yere 2. Lig'e düşürüldüğünü iddia eden Şekerspor açtığı davayı kazanıp, tekrar 1. Lig'e, Sivasspor ise onun yerine 2. Lig'e alınıyor.

Önce centilmenlik

1967-68 sezonunda 2. Lig Beyaz Grup'ta mücadele eden Sivasspor'un Başkanı Ahmet Durakoğlu ilk demecini veriyor: "Önce centilmenlikte şampiyon olalım. Bir yıl sonra takımı yakışan seviyeye çıkaralım"

Sivasspor - Üç Yıldız'ın hikayesi - 2


Sivasspor 1967 - 68 sezonunda yer aldığı Türkiye 2. Lig Beyaz Grup'ta sıkı bir mücadeleye girişiyor. Amaç, güçlü rakipleriyle mücadelesini centilmenlik sınırları içinde sürdürmek ve lig maratonunu iyi bir yerde tamamlamak. Ama Sivasspor'un olmazsa olmazı önce iyi görür, iyi düşünür bir ekip yaratmaktır.
İlk tartışmalarının üzerinden çok az geçmesine rağmen yeniden gündeme gelen kulüp rengi tartışmaları da yönetici Hüseyin Yıldırım tarafından yine Sivaslılar'a özgü bir nüktedanlıkla sona erdiriliyor; "Kırmızı kanımız, beyaz karımız!". Sivasspor Osman Paşa Cadesi No - 1'de kulüp olarak arz - ı endam edecek, bu büyük atılımın mimarları şiarlarıyla yola çıkacaklardır; "Her şeyimiz Sivasspor için."
Yeni yönetim 'Her şeyimiz Sivasspor için!) derken aynı zamanda kentin bütününün Sivaspor için hareketlenmesini, manevi açıdan olduğu kadar ekonomik açıdan da takıma sahip çıkılmasını öngörmekte ve çalışmaların bu yönde yoğunlaştırılmasını istemektedir.
Başkan Ahmet Durakoğlu tarafından basına verilen ilk demeçler Sivasspor'un Türkiye 2. Ligi'ndeki yerini tanımlamaya yönelik olacaktır; "...önce centilmenlikte şampiyon olmak, bir yıl sonra da takımı tarihi Sivas şehrine yakışır bir seviyeye çıkarmak"... O dönemin yönetim kurulunu ve takım kadrosunu bir kez daha yad edelim. Önce Nusret Akça ve Hüseyin Yıldırım harekete geçiyor. Ardından Hüseyin Pala ve Nurrettin Tarıkahya katılıyor onlara. Özellikle Nusret Akça'nın özel çabaları var bu süreçte anılmaya değer.- Kendisi aynı zamanda basketbolcu Hüseyin Alp'i sporumuza kazandırmış bir spor adamıdır da - TCDD Yol Bakım Atölyesi yöneticileri, Cer Servisi Amiri, Tahakkuk Memurları, Bayındırlık Müdürlüğü, Çimento Fabrikası Müdürlüğü gibi sair kurumlardan Sivasspor Yönetim Kurulu'na girer insanlar. Bir tek amaç vardır; Sivasspor'u layık olduğu yere yükseltmek.

İyi isimler
Zamanın iyi isimlerinden oluşturulmuş bir kadroyla işe başlar Sivasspor yönetimi. Kadroya iyi isimler dahil edilip antrenör olarak Vefa'nın Kiremit'çisi seçilir. Sivaslılar'ın gönüllerinde taht kuran o meşhur kadroyu bir kez daha hatırlayalım; Erol, İsmet, Varol, Tevfik, Ayhan, Orhan, Ercan, Aydın, Mahmut, Murat, Selahattin, Saim, Nurettin, Üner, Yılmaz, Goral, Nail, Naci, Yusuf Ziya, Hasan, Roni ve Metin... Kırmızı - Beyazlı Yiğidolar maçlara girer, maçlardan çıkarlar. Yenilgiler de alınır, göz yaşartan galibiyetler de. İlk sezon İzmirspor, Samsunspor, Trabzonspor, Konyaspor, Güneşspor, Giresunspor, Kayserispor v.b. dişli takımların olduğu bir grupta mücadele ediyor Yiğidolar. Ama ilk yıl biraz hüsranla kapanıyor. İzmirspor'un 56 puanla şampiyon olduğu grubu 30 puanla tamamlıyor Kırmızı-Beyazlı ekip.

Azim timsali
Maçlara gidiliyor, maçlardan dönülüyor. Galibiyetler de yaşanıyor, mağlubiyetler de... 1967-68 sezonu. Çiçeği burnunda Sivasspor'un. Yüreği ağzında desek abartmış olmayız. 20 takımlı 2. Lig Beyaz Grup'ta 16. tamamlıyor Kırmızı - Beyazlı ekip sezonu. Sivasspor Başkanı Ahmet Durakoğlu ilk günkü kararlılığını göstermek için konuşuyor sezon sonunda;
Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin,
Dönersek kahpeyiz, spor yolunda bir azimetten...
Gazete başlıkları bu cevval takım için ilginç başlıklar atıyorlar 70'li yıllarda; "Yiğidolar toprağı deler, taşı eritir!"


Kimler gelip geçmemiş ki çalıştırıcı isimleri arasında; Naci Özkaya'lar, Lefter Küçükandonyadis'ler Bülent Eken'ler, Serpil Hamdi Tüzün'ler, İsmail Kurt'lar, Nazım Koka'lar, Köksal Mesci'ler, Yılmaz Şen'ler, Metin Kurt'lar... 1970-71 sezonunda Fenerbahçeli Ogün Altıparmak kabul etse Üç Yıldız'ı iliştirecekler Sivaslılar golcünün göğsüne. Futbolcular arasında da ismi azımsanmayacaklar var. Galatasaraylı Ahmet Tuna'yı alıyorlar sonra. 1971-72 sezonunda 42 puanla şampiyon olan Şekerspor'un arkasında 38 puanla ikinci, 1972-73 sezonunda 43 puanla ligi bitiren Adana Demirspor'un arkasından yine ikinci bitiriyor ligi Yiğidolar. Kahır elbette ki...
1977-78 sezonu maçları sonunda ligden düşüyor Yiğidolar; ama Futbol Federasyonu'nun, Sivasspor'un şikayetiyle verdiği şike tespit kararı Kırmızı - Beyazlı ekibin ligde kalmasını sağlıyor. 2. Lig macerası 1983-84 sezonunda düştüğü amatör kümeyle son bulan Sivasspor, 1984-85'te yeniden 2. Lig'e döner. 1986-87 sezonu yeni kurulan 3. Lig'e misafir olur Kırmızı-Beyazlılar, taa ki 2000-2001 sezonuna kadar.

'Biz öyle değiliz'

En kötüsü Kayseri Stadyumu'nda yaşananlardır. Unutmak ister yöre halkı bu hazin olayı. Ne zaman bu olaylardan söz açmak istesek boğazı düğümleniyor Sivaslılar'ın. Tıpkı Madımak Oteli'nde çıkan yangında alazlanan gelecekleri gibi. Bir türlü silinmeyen ve silinmeyecekmiş gibi duran o olaylardan sonra unutmak istiyor Sivaslılar her şeyi; "Biz öyle değiliz"i anlatmaya çalışıyorlar her seferinde...
Çıkan olaylarda kırk vatandaşımızın öldüğü olaylar için kimisi "Henüz hazır değildik 2. Lig'e" diyecektir, kimisi takdir -i ilahi. İki takım bir yıl sonra yeniden karşılaşıyor. Kardeşlik galip geliyor bu kez. Yaralar sarılıyor, yeniden düşülüyor yola. Uzun İnce Bir Yol hikayesidir o yüzden Sivasspor'un hikayesi; Kıldan ince, kılıçtan keskin bir yolun hikayesi...

Yönetim Kurulu (1967)

İkinci Başkan Güngör Dabak, Genel Sekreter Nurettin Tarikahya, Genel Kaptan Dr. Fikret Akbaş, Kulüp Müdürü Hüseyin Yıldırım, Bölge Temsilcisi Hikmet Kavukçu, Muhasip Üye Şükrü Günhan, Veznedar İsmail Memişoğlu, üyeler Hüseyin Pala, Ethem Uslu, Kemal Şeker, Yalçın Özden ve Muammer Ekinci...

Amigo Ehsan

Takım Sivas'ın sevgilisi. Tribünler Kırmızı-Beyaz çekiyor; ama önlerinde, yanlarındaki kardeşleri rahmetli Amigo Ehsan'ın gayretleri unutulur cinsten değil.
Es - Eslerin Amigo Orhan'ı var, Sivaslıların Ehsan'ı. Bir şenlik yerine çeviriyor Amigo Ehsan maç saatlerinde stadyumu; "Kırmızı - Beyaz - Üç Yıldız - Sivas - Hey hey hey". Kırmızı - Beyaz giysilerini maç günlerinde geçiriyor sırtına Ehsan ve önce sokakları dolaşıyor, ardından yarattığı memnunluk verici havanın etkisini stadyuma, tribünlere taşıyor...
Rivayet o ki taraftarın soğuktan - ya da isteksizlikten - durduğu, sus pus olduğu bir maçta tribünden bir yiğit seslenmiş bas bariton; "Ehsan la, bizi eccük bağırdırdsene la!" Ve başlıyordu Amigo Ehsan: Kırmızı - Beyaz / Üç Yıldız Sivas / Hey Hey Hey...
Ve elbette ki sevgili hocaları Hilmi Kiremitçi'ye yaptıkları ve hiç tükenmeyen tezahürat: "Heelmi Heelmi Heelmi!". Antrenör Hilmi Kiremitçi onlar için takımın çalıştırıcısı olmaktan çok, uzak diyara lütfedip gelmiş öğretmen ya da doktor gibi.

YARIN: Sivas kent olarak da Süper Lig'e çıkacaktır.

 

 

Sivas bir düçar şehirdir

Rivayet o ki İstanbul'da 1,5, dünyada 6 milyon Sivaslı yaşıyor. Sivasspor'un son haftalarda şampiyonluğu garantilemesinin ardından sokaklarda boy göstermeye başlayan "Sivasspor'a başarılar dileriz", "Süper Lig Hayırlı Olsun" mealinden göndermelerin yapıldığı pankartların neredeyse her mahallede, her ana caddede hatta sokaklarda arz-ı endam eylemesinden bu kanının doğruluğuna inanıyoruz.
Yaşadığı göç dolayısıyla, göçün yarattığı terk etme ve edilme duygusuyla dolu bir insan topluluğu sınırlarını zorladığı bir ayrılığı yaşıyor ülkemizde ve dünyada. Kendi ülkesinde gurbeti yaşayan insanlar Sivaslılar. Nerelisin hemşerim muhabbetinin özneleri, dünyalıyım kardeşim yanıtının muhatapları. Tam 1967'den bu yana 1. Lig özlemiyle geçirdikleri o yılların ardından yeniden bir diriliş sürecine gireceğine inanıyorlar. Bazen bu tür olayların birleştiriciliğine güvenip-sığınıp 'bütün Sivaslılar' ya da bütün insanlar dediğimiz, börtü böceği, kadını erkeği, çoluğu çocuğuyla herkesin olaya katıldığı var sayılır. Çoğu zaman bir yanılsamadır bu. Ama bu kez durum gerçekten öyle. Sokaklar, hatta Kongre Binası bile pankartlarla donatılmış. Konuştuğumuz insanlar Sivasspor Başkanı Mecnun Odyakmaz'ın tarihsel önemdeki hemşehriliğine vurgu yapıyor. Memlekete sahip çıkmanın böyle bir dönemde ne kadar önemli olduğunu anlatıyor.
Biten ve başlayan ne varsa Sivaslılar'ın duruşundan okunuyor zaten. Sorunuzu karşılayışlarındaki ciddiyetle kanıksanmışlık yan yana. Gülen ve gülümsemesi yüzünde donan halleriyle yanıtladılar sorularımızı. Ben sordum, onlar yanıtlarken kelimeleri beklentili hallere sokmaktan usanmadılar. Bir futbol takımından çok, bir kentin geleceğini konuştuk. Teşvik kapsamındaki iller arasındaki durumu, bir kültür kenti olarak Sivas'ın ülke için anlamı, dünyadaki Sivaslılar'ın sayısı, eski Sivaslılar'ın yakınmaları, yeni Sivaslılar'ın çıkışsızlıkları yüzünden yaşadıkları sessiz isyanları, bir kenti suçlayan olaylar, bir kentin böyle bir durumda suçlanmamasını anlatmaya çalışan cümleler... Sivas ki bir düçar şehirdir indimizde, ama belli ki öyle kalmayacaktır...

 
 
  Bugün 8 ziyaretçi (45 klik) kişi burdaydı!  
 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol